Epilasyon
İstenmeyen tüylerin elektrik akımı ile ya da diğer yöntemlerle kesin yok etme metodudur. Epilasyonda amaç, kıl üretimini gerçekleştiren kök hücreyi yok etmektir. Kök hücre kıl folikülünün en dibinde bulunur ve sadece anagen devre denilen dönem boyunca kıl üretimi yapar. Vücudumuzu kaplayan tüylerden kurtulmanın çeşitli yöntemleri var. Bunlar kalıcı ve geçici yöntemler olarak sıralanabilir.
Epilasyonun Tarihi
İstenmeyen tüylerin kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik çalışmalar çok eskiye dayanır. İğneli epilasyon veya elektrikli epilasyon olarak tanımlanan bu teknikle ilgili çalışmalar 1848 yıllarında başlamıştır. Uzmanlık alanı göz hekimliği olan Charles Michel, kirpiklerin geri batması ile oluşan sorunları çözmek için ince tel ile denemeler yapmıştır. Kirpiklerin tekrar çıkmadığını fark etmiş, bu yöntemin geliştirilerek vücuttaki istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesinde kullanılabileceğini düşünmüştür(1875). Sistem yavaş olduğu için çok yaygın olarak kullanılamamıştır. 1916 yıllarında ise kısa dalga metodları geliştirilerek bu alanda araştırmalar hızlanmıştır. Bu anlamda ilk olarak 1923 yıllarında termoliz sistem kullanılmaya başlanmıştır.
1940'lı yıllarda sistemler daha da geliştirilerek, iğneli-elektrikli makinalar (elektroliz sistem) güzellik ve kozmetik sektörü için vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir.
1995 yılına gelinceye kadar da bu sistemler sektördeki vazgeçilmezliğini sürdürmüştür. Bu tarihten itibaren, “IPL-photo” ve “lazer ” cihazları da kalıcı epilasyon sistemleri olarak sektöre girmiş ve gittikçe de yaygınlaşmaktadır.
Öyle görünüyor ki; kozmetik sektörü bu hızla gelişmeye devam ettikçe, bu sistemlere yenileri eklenecek, hangi sistem konforlu ve kesin sonuç veriyorsa tercih edilecek, ama iğneli epilasyon sistemlerinin varlığı devam edecektir.
En büyük derdimiz kıllar
Kusursuz güzelliğe sahip olmanın önemli kriterlerinden biri de tüysüz olmaktır. Özellikle bayanların kıl ve tüylerle barışık yaşamaları pek mümkün değil. Bu yaklaşım kozmetik sanayi için büyük bir şans. Bunun sonucunda kozmetik sektörü; tüy dökücülerden tutun da, iğneli ve lazer sistemlerine kadar çok büyük bir pazar haline geldi. Kıllanmanın ölçüsü ve nedeni ne olursa olsun, insanlar üzerindeki olumsuz etkisi göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. İyi teşhis ve çok yönlü çözümler ancak profesyonel yaklaşımlarla mümkündür.
Kıl ve tüy nedir
Her insan sabit sayıda kıl folikülüyle dünyaya gelir. Bu sayı ortalama beş milyondur. Yaklaşık bir milyonu saçlı deride, dört milyonu vücutta bulunur. Kadın ve erkekte hemen hemen eşittir. Kıl foliküllerinin sıklığı bölgeden bölgeye değişir. Sadece avuç içi ve ayak tabanlarında bulunmaz. Vücuttaki temel görevleri ise korumak, süslemek ve algılamaktır. Saç ve kılların önemli işlevleri vardır. Bunlar;
-Saçlarımız bir süsleme aracıdır.
-Saç köklerindeki algılayıcılar duygusal ve fiziki temasları algılar.
-Saçlar ve kıllar aynı zamanda mükemmel birer bilgi deposudur. Gelişmiş analiz yöntemleri sayesinde suç ve suçluların tespitinde kullanılmaktadır.
-Başımızdaki saçlar bizi sıcak, soğuk ve zararlı ışınlardan korur.
-Kaşlar, akan teri şakaklara yönlendirerek gözlerimizi korur.
-Kirpikler ise gözlerimizi toz topraktan uzak tutar.
Vücudumuzun diğer kesimlerindeki kıllar ise, güzellik anlayışımız için her zaman sorun olmuştur. Yapılarına ve işlevlerine göre kıllar üç çeşittir.
-Ayva tüyü : Bu kıllar ince, soluk renklidirler, uzunlukları 1- 2 mm dir. Gebeliğin üçüncü ayından itibaren oluşurlar.
-İntermedier : Renkleri belirgin, ayva tüylerine göre daha uzun (3- 5 mm ) olurlar.
-Terminal kıllar : Bizim için problem olan kıllardır. Uzun, kalın, koyu renkli uzunlukları 4- 5 mm dir. Saçlar, koltuk altı, bikini bölgesi ve sakal terminal tüylere girer. Ayva tüyleri hormonal sebeplerden veya yanlış uygulamalar (jilet, cımbız)
sonucu kalınlaşabilir, intermedier veya terminal kıllara dönüşebilir.
Tüylerin çeşitli dönemleri ve uzama döngüleri vardır.
-Anajen (aktif) devre : Bu devrede kıl folikülleri aktiftir, iğneli veya diğer kalıcı yöntemlerin etkili olduğu dönemdir. Folikülden yeni bir kıl doğar, dermisi deler geçer. Bu sürecin uzunluğu bölgeden bölgeye ve bireyden bireye 3 hafta ile 6 yıl arasında değişmektedir.(ön kol: 12 ay, bikini bölgesi: 18 ay, bacak: 24 ay)
-Katajen (ara) devre : Bu devre geri çekilme dönemidir. Folikülün kısalmasıyla anlaşılır. Yaklaşık 2-3 hafta sürer.
-Telojen (dinlenme) devre : Bu dönemde hiç kıl üretimi olmaz. Süresi kişiden kişiye göre değişse de ortalama 3 aydır. Dönemin sonunda evre tamamlanır ve kıl dökülerek yeni bir evre başlar. Bu dönemde kıl çekilirse anagen devre erken başlatılmış olur.

Anajen dönem kişiden kişiye, bölgeden bölgeye farklılıklar gösterir. Bu nedenle epilasyon yapacak estetisyenin epilasyon seans aralıklarını kişiye özel düzenlemesi gerekir. Aksi durumda yapılan işlemler zaman kaybından, müşteri memnuniyetsizliğinden başka bir sonuç vermez.
Tüylerin durumu, iklimlere, mevsimlere, kişiden kişiye, değişik şartlara, hormonlara, ilaçlara, genetik özelliklere ve yaşa bağlı değişiklikler gösterir. Burada en büyük maharet estetisyene düşer.
Genel Deri Üzeri Kıllar
Doğumda saç ve kirpikler dışında bütün vücut ileride kıllanmayı oluşturacak az veya çok sayıda ayva tüyü ile kaplıdır. Derinin karakterize olan kılları el içi ve ayak tabanında görülmez. Vücut yüzeyini kaplayan bu kıllar değişik şekilde akıntılar oluştururlar. Bu akıntılar ya bir merkezden çıkar etrafa doğru yayılır ya da merkeze doğru toplanarak yönelirler.
Normal Kıllanma
İnsan vücudunun kıllanması değişik kademeler gösterir. İlk kademe hayatla başlar. Oluşan lonigonlar (kıl hücresi) hemen değişikliğe uğrar ve bu değişmeler doğumdan sonra devam eder. Doğumla birlikte saç, kaş, kirpik gibi kıllar gelişmeye başlar. Kıllanma bakımından cinse has özellikler vardır. Erkek tipi kıllanmada kıllar daha olgun yapıdadır. Kadın tipi kıllanma ise yapısı bakımından olgun değildir.
Tüylenme Sebepleri
Aşırı kıllanma çeşitli nedenlerden meydana gelmiş olabilir; cinsiyet, ırk, biyolojik yapı, iklimsel özellikler (rutubetli iklim), kullanılan ilaçlar, hormonal bozukluklar, doğal tüylere yapılmış müdahaleler (cımbız, tüy dökücü kremler) gibi. Tedaviye başlanmadan önce, tüylenmenin tipi belirlenmelidir:
1. Hormonal dengesizlikten kaynaklanan kıllanma: Hormon bozukluklarından veya süren ilaç tedavilerinin hormonal dengeyi bozmasından kaynaklanan tüylenme çeşididir.
Vücutta aşırı tüylenme (hirsitusmus), günümüzde erkeklerin olduğu kadar bayanların da ortak sorunu haline gelmiştir. Hirsitusmus kadın ve çocuklarda hassas bölgelerde, erkek tipi kıllanmayı tarif eder. Yüz, göğüs, sırt, göbek, kol ve bacaklarda terminal kıl büyümesidir. Kişiler için bu durum estetik kaygıdan öte, hormonal düzensizliğin de işaretidir. Ön kol ve bacaklardaki kıllanma hormonal durumdan bağımsızdır. Yani bu bölgelerdeki kıllanmalar, herhangi bir hastalık veya hormonal dengesizlik belirtisi değildir.
Bütün kadınlarda az miktarda erkeklik hormonu, her erkekte de az miktarda kadınlık hormonu bulunur. Aşırı tüylenme sorunu olan kadınların kalıcı epilasyondan önce mutlaka hormonlarını dengeleyici ilaçlarla, tedaviye başlamaları önerilir. Uzman bir estetisyen, bu gibi durumlarda müşterisinin kalıcı epilasyonun yanı sıra tıbbi destek alması gerektiğini bilir ve yönlendirme yapar. Müşteri acele ediyorsa tedavi ve epilasyona eş zamanlı başlanabilir.
Eğer hamilelik ve kortizon kullanımına bağlı geçici tüylenme var ise; bu süreçlerin sonunda tüylenmede azalma gözlenmez ise kalıcı epilasyona başlanır. Yine de müşterinin isteğine göre kortizon tedavilerinde daha erken kalıcı epilasyon sistemlerine başlanabilir.
2. Bölgesel kıllanma: Çeşitli nedenlerden (doğuştan veya sonradan, cımbız gibi etkilerle) oluşan, sadece belli bölgelerde olan aşırı kıllanma çeşididir.
-Yüz kılları: kaş ve kirpiklerin bakımları ve dizaynları her zaman hanımlar için önemlidir. Ancak yüz bölgesindeki diğer kıllanma, yanaklar, çene, boyun, dudak üstü, kişilerde psikolojik olarak olumsuz etki yaratır.
-Koltuk altı kılları: Buradaki kıllanma hem hijyenik hem de fiziksel olarak tolere edilemez.
-Bacak kılları: Güzel bacak tüysüz olmalıdır. Kalıcı yöntemlerle çözüme ulaşılmalıdır.
-Genital bölge kılları: Bu bölgenin epilasyonu ile ilgili görüş farklılıkları olmasına rağmen geçici ve kalıcı yöntemlerle işlem yaptıranlar çoğunluktadır.
-Kulak üstü kılları: Buradaki kıllar sadece geçici yöntemlerle alınabilir (sir vb).
-Benler üzerindeki kıllar: Bu bölgedeki kılların epilasyonu her zaman tartışma konusudur. En doğrusu ben üzerindeki kıllara hiç işlem yapılmamasıdır.
Aşırı Kıllanmadan Kurtulmak
Günümüzdeki birçok insan vücuttaki istenmeyen kıllardan kurtulmak için ağdaya başvururlar. Çağımızın gelişen teknolojisinde bu çok eski olan yöntemin uygulanmasının çok doğru olduğunu düşünmüyoruz. Yüze ağda yapıldığı takdirde önce sorun olmayan tüyler sertleşir ve sorun haline gelir. Ayrıca ciltte sarkma ve gevşeme yapabilir. Kılların tamamen yok olabilmesi için yapılacak en doğru sistem iğneli epilasyondur. Epilasyon tam tekniğine uygun yapılırsa iyi sonuç alınır. Yinede menopoz dönemindeki seanslar arası giderek uzasa bile epilasyon işlemi tüy çıkışına bağlıdır. Bunu müşteriye izah etmekte yarar vardır.
Uygun ve Doğru Yöntemler
Epilasyon işlemlerine karar vermeden önce; kişinin yaşına, hormonal durumuna ve beklentisine göre sistemlerimizi anlatmalıyız. Kendisi için doğru olan yönteme yönlendirmeliyiz. Bu anlamda geçici ve kalıcı yöntemleri tanıyalım:
Kalıcı epilasyon yöntemleri
1. Foto epilasyon
2. Elektroliz epilasyon
3. Kombine epilasyon
Geçici epilasyon yöntemleri
1. Depilatörler
2. Ağda, sir ağda
3. Jilet
4. Elektrikli epilatörler
Etkisi şüpheli epilasyon yöntemleri
1. Kıl büyümesi üzerine etki eden ilaçlar
2. Ev tipi elektroliz epilasyon
3. Transdermal elektroliz
4. Transcutaneous epilasyon
5. Mikrodalga epilasyon
6. Fotoepilatörler |